Kişisel Yazılarım Yaşam

Alışverişte Kadın-Erkek Farkı

Alışveriş

Hazanda hızlı bir giriş yaptığımız şu günlerde, her sene olduğu gibi bu sene de ülkemizdeki şair nüfusunda bir artış gözlendi. Havasından mıdır, suyundan mıdır bilmem, hazan gelince herkeste bir şiir çabası! Yok Eylül yalnızlıktır, yok Ekim buruktur, vay efendim Kasım’da yağmurlar keman çalar… Ortalıkta buram buram bir duygusallık, sosyal medyada kurumuş yaprak çıtırtısı tadında dizeler… Cânım ayları kılıktan kılığa sokarlar. Ne romantizmi, ne hüznü yahu! Bizim memlekette hazan alışveriş ayıdır!

Arkadaşlar, Bu yazımda sizlere erkeklerin kalp krizi riskini, kadınların ise moralini arttırdığı söylenen bir kavramdan söz edeceğim: Alışveriş!

Hazan dedik madem, oradan başlayalım. Bildiğiniz üzere yurdum mutfaklarına stok yapma ayıdır kendileri. Kışın savaş çıkacakmış gibi kilolarca sebze haşlanmak, kurutulmak ve kızartılmak suretiyle buz dolaplarındaki görkemteli yerlerini alır. Turşular, konserveler, reçeller, marmelatlar… Derken her pazara gidişte adale yapılarak dönülür haneye. Bazı hanım ablalar pazar arabası yanında bir de bebek arabası kullanır ki çok pratiktir. Tabii işin bedensel yorgunluğu hanım ablaların, zihin yorgunluğu erkeklerin olur.

Erkeklerin Alışverişi

Erkeklerin Alışverişi

İşin parasal kısmı bir yana, beyleri bir de bu alışverişlerin yapılması süreci gerer. Zira erkeklere göre bir şey gerekliyse gidilir, ilk rastlanılan yerden alınır, parası ödenir ve mevzu biter. Bir adam evinden bir ayakkabı almak için çıkarsa, bir ayakkabıcıya girer ve 5-6 dakika süresince bakınır. En fazla ”Spor mu gerekli yoksa klasik mi abi?” sualini cevaplar. Bu kadar! Evet bu kadar! Bir satış personelinin en sevdiği müşteri grubu beylerdir. Neden mi? Hanımların vaziyetini açıklayınca anlarsınız!

Kadınlar Alışverişe Giderken.

Kadınlar Alışverişe Giderken.

Bir kadın bir ayakkabı alacaksa… Yazmaya başlamadan dahi yoruldum yeminle!.. Evet, diyelim ki bir kadının ayakkabıya ihtiyacı var. Önce bir müddet yolda kadınların ayaklarını hissettirmeden gözlem ve deneye tabi tutar. Sonra internette biraz bakınır. Sonra mağazalara dalar. Ve bu dalış, en profesyonel dalgıçların dahi su altında kalma müddetleri ile yarışır. Girdiği her mağazada en az yarım saat dolaşır ve elbette ki hepsinden bir şey almadan çıkar. Bu bağcıklı, bunun rengi kötü… Açık renk olsun fakat kir götürsün… Canlı bir ton olsun fakat fazla dikkat çekmesin… Gündelik bir şey olsun ama kimsede aynısı olmasın… Kaliteli olsun ama ucuz olsun… Tezgâhtar gergin, abi gergin, çocuklar telef, abla azimli! Saatler süren bir ayakkabı seçiminin peşinden bir de kıyafet ihtiyacı varsa ve abiler hala cinnet geçirmemişse, muhtemelen sabır sınavını başarıyla vermekten cennete aday olmuşlar demektir. Ablalar ise haneden kahverengi, cilt bir ayakkabı için çıkmış; ama çiçekli, keten bir babet ile geri dönmüşlerdir.

Uzun vakittir bu manzaralar karşısında vicdanen huzursuz oldum ve bu yazı ile vaziyeti iki taraf için kolaylaştıracak öneriler hazırladım. Erkeklerden başlıyorum:

Saygıdeğer abilerim ve kardeşlerim!

  • Alışverişe çıkmadan önce, önceden söz ettiğim kadın ve erkek arasındaki algı farklarını zihninizde tazeleyin. Çetrefilli ve ayrıntıcı kadın cinsi, alışverişte de incelediği her nesneye bu açıdan bakacaktır. Uyumu, ücreti, dayanıklığı, yakışması, vs,,, Hanımlar tüm bunları ve fazlasını aynı anda düşündüğü için o kadar çok dolaşırlar aslında. Olayın başında bunu anımsayın. Hayat kurtarır!
  • Yapacağınız telefon müzakereleri, telefon ayarları, bellek temizliği gibi oyalanabileceğiniz ne varsa alışveriş vakitlerine eşit getirmeye çalışın. Ne kadar oyalanırsanız o kadar az sıkılırsınız.
  • Hanımların fikrini ilk sorduğu ürüne sakın ola ki onaylamayın. Zira inanmaz! Ama ikincisine onaylarsanız, hem ilkini reddettiğiniz için güven kazanır, hem de ikincisini alıp mağazadan çıkma ihtimalinizi arttırırsınız.
  • Son olarak sakın ola, karar verdiği halde nezaket gösterip ”Bir de başka yere bakalım mı ister misin?” diye sormayın,. Kesinlikle ister.
Alışverişte Erkek ve Kadının Farkını Anlatan Bir Foto.

Alışverişte Erkek ve Kadının Farkını Anlatan Bir Foto.

Ve hanım ablalar!

  • Kurban olayım, tam olarak ne almak istediğinize evvelce karar vermiş olun. Paspas lazım diye çıkıp haneye LCD televizyon ile dönmeyin! En azından beyleriniz ne alacağını bilerek çıksınlar haneden, bunu mağazada öğrenmesinler. Adamın devrelerini yakarsınız maazallah.
  • Çocuklar ile çıkılıyorsa kesinlikle karınlarını doyurun. Zati dışarıda atıştırmayı severler. Bir de aç olurlarsa fazladan iki saat ve bir dünya yemek parası harcarsınız.
  • Almayı düşünmediğiniz kıyafetleri ve ayakkabıları tecrübe etmeyin. Vakte yazık! Tezgâhtara yazık! Ürüne yazık! Bize de yazık bize!
  • ”İhtiyaç” ve ”alayım bulunsun” arasındaki farkı iyi gözlemleyin. Kadının fıtratında estetik, lüks, güzellik zaafı vardır. Şurda biz bizeyiz. Bu sezon yaftası 160 lira olan bir eşarbın fazla değil iki ay sonra 55 lira olacağını hepimiz biliyoruz, değil mi? Anladınız siz onu!..

Şu an için tekliflerim bunlar. Uygularsanız, krizleri daha kolay yönetmenize yardımcı olacağını düşünüyorum. Umarım yararı olur. Allah’ın izniyle hiç birinizi kızdırmamışımdır. Her şey mağaza önlerinde çocukları ve çantaları yüklenmiş, bulunduğu yerde kök salmış abilerin ve kardeşlerin sayısını azaltabilmek için!

Rabbim faturalarınıza kıtlık, satın aldıklarınıza bereketler versin. Aylıklarınız yarıya düşmeden ay sonunu getirtsin. Alışveriş torbalarınız dolsun taşsın, eksilttiğinizi misli misli arttırsın Allah’ın izniyle…

Allah’a emanet olun…

Yazar hakkında

Erol Apaydın

6 Aralık 1990 İstanbul doğumluyum. Aslen Sivaslıyım. Evliyim. Özel bir lojistik firmasında çalışmaktayım. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım okuyorum, koyu bir BEŞİKTAŞ taraftarıyım.

3 Yorum

Yorum Bırakın