Spor

Geri Döndük Ama Yıkamadık!

Geri Döndük Ama Yıkamadık

Maça etkili başlayan taraf  Ukrayna oldu ve millilerimize adeta top göstermiyordu. Defansta Ömer Toprak’ın hataları golün habercisiydi sanki ve üst üste yediğimiz gollerle Ukrayna maçta 2-0’ı yakaladı, 3’ü kaçırdı.. 2-0 gibi skorlar her zaman tehlikeli sonuç olmuştur. Maçı çevirebilmemiz için ilk yarı bitmeden 1 gol bulmamız lazımdı. İlk yarının sonlarında yaptığımız baskı sonuç verdi ve skor 2-1’e geldi. İkinci yarı başladığında ise beklendiği gibi Fatih Terim 2 oyuncu değişikliğiyle oyuna müdahale etti. Bu müdahale etkili oldu ki meyvesini geçte olsa verdi ve skor 2-2’ye geldi, hatta 3. golü de bulabilirdik. Ama buna da şükür diyoruz.

Türkiye Milli Takım Kadrosu

Türkiye Milli Takım Kadrosu

Shevchenko’nun takımı prensip olarak deplasmanda kalabalık orta sahayla oynayıp ayağa paslarla baskıyı kırmak, topa sahip olmak ve pozisyon bulmak istedi. Fatih Terim ise, önde baskılı oynamak için 4-2-4 diyebileceğimiz bir kadroyla çıktı. Normal şartlarda bu taktik 4-4-2 dir. Fakat niye 4-4-2 demiyorum, çünkü çift santrfor Cenk Tosun ve Enes Ünal haricindeki futbolculardan sağ kanatta oynayan Emre Mor asla geriye yardımcı olmaz. Sol kanatta oynayan Hakan Çalhanoğlu ise zaman zaman olur. Ukrayna’nın orta sahadaki hakimiyetini Fatih Terim hesaplayamadı ve Ukrayna istediği herşeyi sahaya yansıttı.
Normalde 2-0 geride oynayan takımlar tek forvete düşmez fakat Fatih Terim orta sahayı kalabalıklaştırarak oyunu dengelemek istedi. İlk yarıdaki boşluğu, Tolga Ciğerci, Kaan Ayhan ve Ozan Tufan’la çözdü. O yüzden Emre Mor’un ve Hakan Çalhanoğlu’nun dönmemesi takımda sıkıntı yaratmıyordu. Fatih Terim’in bu taktiğiyle beraber oyun da bize döndü. Bir de ilk yarıdaki vasat oyunla ikinci yarıdaki mücadeleci oyuna göre rakip yorulurken biz hırsımızla birlikte, direnç ve reaksiyon gösterdik ve kazanmak için her şeyi yaptık.
Maçın başlangıcı ve devamına baktığımızda bu skor elemelerde kötü sonuçta değil aslında. 0-2’den 2-2’ye gelmek turnuvadaki ciddi derecedeki bir rakibimiz karşısında kayıp olmaktan çıktı ve kazanılmış bir puan oldu. Benzer bir maç İzlanda’yla olacaktır zaten.

Hakan Çalhanoğlu'nun penaltı golü.

Hakan Çalhanoğlu’nun penaltı golü.

Bu tür maçlarda girdiğimiz pozisyonları gole çevirmemiz lazım. Golleri hep duran toplarla buluyoruz. Frikik, penaltı, kornerler… Çok hücum oyuncusuyla bireysel oynamaktan çok Kosova dışındaki rakiplere karşı orta sahayı kalabalık tutup organize ataklarla gol aramamız lazım. İlk yarı ile ikinci yarıdaki farkı Fatih Terim gözden geçirmeli, ki geçirir, bu maçları ona göre oynamalı. Maçın son bölümünde rakip oyuncular yoruldu, atağa çıkamaz hale geldi, Fatih Hoca da Volkan Şen’i alıp kendisinin de iyi olmadığını bildiği halde Ozan Tufan’ı çıkararak doğru yaptı. Oyunun başında 4 forvet oynamamız ne kadar yanlışsa forvet yerine orta saha almak o kadar doğruydu… Direnci kalmamış Ukrayna’ya karşı 4’e dönmek doğruydu.
Bir de sevimli ve haylaz bir çocuktan bahsetmek istiyorum, yani Emre Mor’dan… 90+2’de bir frikik oldu. 90+4’te atılandan daha yakındı kaleye. Hakan Çalhanoğlu’nun olduğu bir yerde “Ben atacağım, ben atacağım” diye topu aldı… Büyük ihtimal Fatih Terim çıldırmıştır kenarda. Emre işgüzarlık yaptı. Hadi işgüzarlık ağır diyelim, çocukluğuna verdim ama futbol her yaş grubu için ciddi bir durum. Hakan için penaltı orası. Aman bir daha bulaşma kardeşim.

Konya Stadı ve Müthiş Atmosfer

Konya Stadı ve Müthiş Atmosfer

Maçın en önemli kısmına gelecek olursak;

Bana göre takımımızı ayağa kaldıran en önemli etken stadı dolduran taraftarın hiç bitmeyen inancıydı. Takım 2 farklı gerideyken bile bir an olsun desteğini esirgemeyip Milli Takım’ı destekleyenler tüm dünyaya birkez daha Türk’ün gücünü gösterdiler. Eğer bu maç İstanbul da oynansaydı belki de skor 2-0 olduktan sonra tribünde homurdanmalar, ıslıklamalar ve protestolar başlayacaktı. Benim şahsi fikrim Milli Takım için en ideal yer Konya Stadyumudur. Dün maçın yıldızı şüphesiz tribündeki taraftarlardı. Her birine helal olsun diyorum.

İnşallah bundan sonraki maçlarda da 2. yarıdaki hırslı mücadeleyle oynarız.

Hoşça kalın…

Yazar hakkında

Erol Apaydın

6 Aralık 1990 İstanbul doğumluyum. Aslen Sivaslıyım. Evliyim. Özel bir lojistik firmasında çalışmaktayım. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım okuyorum, koyu bir BEŞİKTAŞ taraftarıyım.

2 Yorum

Yorum Bırakın