Yaşam

Onu Yeme Bunu Ye!

Yediklerimiz ve içtiklerimiz sağlığımızı dolayısıyla da hayat kalitemizi belirler. Beslenme listemizi vücudumuza direnç katacak besinlerden oluşturarak her besini kararında ve doğru bir şekilde tüketirsek daha uzun yıllar sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdürmeniz mümkün.

Sağlıklı beslenmenin kilo vermeden tutun da diyabet ve hipertansiyon gibi bazı kronik hastalıkları önlemeye kadar pek çok faydası var. Bu nedenle daha iyi bir hayat için sağlıklı beslenmeyi bir yaşam şekli haline getirerek kendimize bir yol haritası belirlemeye özen göstermeliyiz. Örneğin beslenme piramidinin en önemli basamağı olan günlük hayatta tüm öğünlerimizde bolca tükettiğimiz tahıllara yönelik tercihimizi tam tahıl olandan yana kullanalım. Zira düşük yağ oranına karşın lif ve vitamin-mineral içeren bir yapıya sahip olan tam tahıllar, içerdikleri kompleks karbonhidratlara bağlı olarak uzun süreli tokluk hissi yaratır bu sayede açlık krizlerine maruz kalmadığımız içinde aşırı yemek yeme riskimiz ortadan kalkar. Bu nedenle beyaz un kullanılan kruvasan, simit vs gibi pastane ürünlerini, makarna, beyaz pirinç gibi gıdaları tüketmekten kaçınalım. Onların yerine tam tahıllı ekmek, çavdar ekmeği, küçük çok tahıllı simitler, kepekli makarna, kahverengi pirinç ve kepekli un gibi ürünleri tercih edelim.

Yağın fazlası zarar!

Dengeli beslenmenin olmazsa olmazlarından sebze ve meyvelere ise soframızdan genişçe bir yer açalım. Yağ oranın oldukça düşük olan meyve ve sebzeler, özellikle diyet yapanların asla ihmal etmemesi gereken gıdalardan. Vücudun ihtiyacı olan lifi, vitamin ve mineralleri bünyesinde barındıran sebze ve meyvelere özellikle fazla yağ ve şeker ya da tatlandırıcı soslar ilave ederek tüketmemeye özen gösterelim. Bunun yerine yanında süt, peynir ya da yoğurtla tüketirsek öğünümüzü daha sağlıklı hale getirebileceğimizi unutmayalım. Kızartma ya da bol yağlı öğünler yerine az miktarda zeytinyağı, tuz ve baharatlarla zenginleştirilmiş çiğ sebzeler veya buhar, haşlama ve fırın gibi sağlıklı bir seçenek olan fırında patates kusursuz bir seçim olacaktır.

Sofralarımızdan et, tavuk, balığı eksik etmeyelim!

Protein kaynağı olan etler doğru bir şekilde tüketildiğinde vücudumuzda yarardan çok zarara neden olabilir. Öncelikle çok yağlı olan etleri kullanmamaya özen gösterelim. Eti marine ederken ve tatlandırırken baharat kullanalım ama tuzdan mümkün olduğunca uzak durmaya gayret edelim. Ve elbette ki tuz oranı yüksek olan salçalardan da. Et pişirirken yağı daha az kullanmak adına sprey şeklinde yağdanlıkları kullanalım. Eğer kırmızı et sevmiyorsak tavuk göğsü, düşük yağlı ve protein açısından zengin olduğundan iyi bir seçim olacaktır. Kümes hayvanlarının etinin tüketmek için en sağlıklı pişirme tekniği, fırın ve ızgaradır. Derisiz et (tavuk göğsü gibi) tavada sotelenmiş veya fırınlanmış olarak tüketilebilir. Sprey yağ kullanımı bu etler için de geçerli. Sağlık bakımından son derece önemli olan çoklu doyamamış yağ asidi olan Omega 3 bakımından zengin olan balık ise haftada en az bir kez tüketmemiz gereken besinlerin başında geliyor. Eğer et tüketmekten hoşlanmıyorsak bitkisel proteinden zengin baklagilleri (kuru fasulye, bezelye ve mercimek… gibi) de soframızdan ihmal etmeyelim. Baklagiller et gibi kolesterolü ve doymuş yağ içermezler, yapılarında bitkisel protein ve bol lif barındırırlar. Bu grup, kısmi vejeteryan veya katı vegan olanlar için de temek besinlerdir unutmayalım.

Yazar hakkında

Erol Apaydın

6 Aralık 1990 İstanbul doğumluyum. Aslen Sivaslıyım. Evliyim. Özel bir lojistik firmasında çalışmaktayım. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım okuyorum, koyu bir BEŞİKTAŞ taraftarıyım.

Yorum Bırakın