Spor

Türkiye’de Futbol Takımı Tutmak

Futbol Kardeşliği

Bu ilk blog yazımda ülkemizde futbola olan bakış açısını ele alacağım. Biz futbolu çok seven bir millet olduğumuz için tuttuğumuz takımın maçlarını kaçırmaz, maçlara gider ve hatta haftaya oynanacak maç için hiç bir plan bile yapmayız çoğunluk olarak. Türkiye’ de Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray gibi üç zengin İstanbul takımından birini tutmak sanki zorunluluk ve gereklilik gibi diğer Anadolu takımlarını tutanların ise gönlünde bir İstanbul takımı vardır.

Türkiye’nin neresinde olursanız olun hangi şehirde olursanız olun futbol dediğinizde aklımıza ilk gelen 3 büyük diye tabir ettiğimiz Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray takımları gelir. Bunlardan sonra her insan kendi memleketinin takımını tutar. Ülkemizde futbol çoğu insan için bir tutkudur. Bu tutku o kadar abartılır ki zevk almamız gereken bu ortamda holigan taraftar olarak adlandırdığımız kişiler bir insan canına kast edebiliyorlar. Bu yüzden ülkemizde futbol zevk aldığımız bir hobi olmaktan çıkmış uğruna kavga edilen, adam öldürülen bir durum haline gelmiştir. Bu olayların önüne geçebilmek için taraftarları arasında husumet olan kulüpler ortak bir kararla deplasman yasağı getirerek olayları bir nebze olsun minimuma indirmeye çalıştılar. 2011 yılında getirilen deplasman yasağı 15 Temmuz 2016 günü yurdumuzda olan elim olay nedeniyle dostluk mesajları veren taraftarlar ve yönetimin aldığı ortak kararla kaldırıldı. Zaten benim şahsi fikrim futbolu güzelleştiren olay dostluk, birlik ve beraberliktir. Bunlar olmazsa futbolun hiçbir tadı yoktur. Ben Beşiktaşlıyım çevremdeki insanların hepsi Beşiktaşlı değil Galatasaraylı, Fenerbahçeli, Trabzon sporlu dostlarım var. Ve ben bu dostlarımla beraber statta omuz omuza maç izleyemedikten sonra futboldan zevk alamam.  Taraftar dediğin tuttuğun takım için adam dövmek, karşındakine küfür etmek ne bileyim rakibine zarar verici bir şey yapmak değildir. Asıl taraftar dediğin stada gidip takımına 90 dakika destek veren maç girişinde ve çıkışında hiçbir şekilde taşkınlık yapmayıp rakibine saygı duyandır.

Galatasaray Beşiktaş Dostluğu

14.12.2015 Tarihinde Oynanan Beşiktaş-Galatasaray Maçını İzlerken.

Futbol da şiddetin yerine dostluk ve kardeşlik olsa ne de güzel olur. Futbol’da kardeşliğin olması için en büyük görev kulüp yöneticileri ve futbolcularına düşmektedir. Çünkü taraftar sahaya bakar kulübe bakar ve ona göre davranır. Sen kulüp olarak etrafına dostluk mesajı verirsen senin taraftarında öyle olur ama yok sen yönetim olarak asar kesersen futbolcun da sahada centilmenlik dışı hareketlerde bulunursa taraftarından kardeş kardeş oturmasını bekleyemezsin.  Bu sene tek temennim bütün maçların sahada fair-play çerçevesinde geçmesi tribünde kardeşlik ve dostluk olması yönündedir. İnşallah futbolda şiddet biter de ülkemizde başka dert yokmuş gibi bunlarla uğraşmayız.bu dostluğun sadece milli takım maçlarında değil Avrupa ve lig maçlarında da olmasını diliyorum.

Tüm spor severlere, saygılarımla..

Yazar hakkında

Erol Apaydın

6 Aralık 1990 İstanbul doğumluyum. Aslen Sivaslıyım. Evliyim. Özel bir lojistik firmasında çalışmaktayım. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım okuyorum, koyu bir BEŞİKTAŞ taraftarıyım.

10 Yorum

  • Yazınız için teşekkürler. Lakin “Ülkemizde futbol çoğu insan için bir tutkudur. ” cümlesine katılamıyorum. Zira, ülkemizde futbola olan ilgi ve alaka Avrupa’daki bir çok ülkeye göre çok alt düzeyde. Bunun bir çok nedeni var elbet, (sürekli aynı takımların şampiyonluğa oynaması, futbolun kalitesizliği, pahalı bilet fiyatları, passolig, tesis ve altyapı yetersizliği v.s.) . Ama bir gerçek var ki, futbola olan ilgi çok düşük düzeyde. Lisanslı futbolcunun ülke nüfusuna oranı ya da ülkedeki tesis sayısı ya da futbolu izleyen nüfusun toplam nüfusa oranı hep alt düzeyde. Biz sadece iş yerinde ya da okulda muhabbet etmeyi ve arkadaşlarımızı kızdırmayı seviyoruz. Avrupa’da ya da dünyanın bir çok ülkesinde, insanların bunların çok çok üstünde davranışlar sergiliyor.

    Kısacası, ülkemizde futbolun bir tutku olması v.s. tamamen yanlış ve abartılmış bir önermedir. Belçika ya da Polonya gibi ülkelerde bile (İngiltere, Almanya, İspanya, İtalya, Amerika, Hollanda, Rusya’yı saymıyorum bize, hepsi bizden daha iyi düzeydeler) , futbola olan ilgi çok daha fazladır.

    • Öncelikle yorumumuz için teşekkür ederim. Yorumunuzda futbolun içini ele alacak olursak çok guzel yerlere değinmişsiniz. Benim bahsettiğim futbolun taraftarca olan bölümüdür ve tribünde de bunu rahatlıkla bunu görebiliriz. Başka ülkelerde taraftar yoktur seyirci vardır. Ama bizim tribünlerde taraftar vardır. Kastettiğim olay bu. Ama dediğiniz gibi kalite bakımindan çok çok gerideyiz. Katılıyorum yorumlarınıza.

      • Taraftar kısmına üzülerek katılamayacağımı belirtmek isterim. “Başka ülkelerde taraftar yoktur seyirci vardır.” demişsiniz. Lakin, artık futbol kulübü olmaktan çıkmış, turizm geliri olarak bakılan Barca, Real Madrid v.b. kulüpleri çıkartırsanız, (zira o kulüplerin maçlarına çok sayıda turist gidiyor), Avrupa’da taraftar (maça giden, ateşli bir şekilde destekleyen v.s.) , bizim ülkemize göre çok daha fazladır. Avrupa’da ortalama maç başına biletli sayısı, 40-50 binler iken, bizim süper (?) ligimizde maç başına 8-10 bin ortalamayı zor görüyoruz. İstanbul takımlarını çıkartırsanız, 5 bin taraftarı tribünde gören takım nerdeyse yok gibi. Tribün kısmına gelirsek, bizim ülkemiz dahil her ülkede ateşli taraftar ve tribün grupları vardır. Lakin bazı ülkelerde meşale, pankart yasakları ve e-bilet uygulamaları gibi uygulamalar, taraftarları bu organizasyonlara imza atmaya zorluyor. Nitekim, İtalyan tribünleri bitti. Söz gelimi Yunanistan ve Polonya tribünleri çok ateşli. Zira, orada henüz katı kurallar yok. Meşale serbest.

        Çok uzattım ama, bizde futbol eskiden daha tutkulu idi. 70-80’li yıllar. Şu anda 1. Ligi veren tv yayını bile yok. Kimsenin de umrunda değil. TFF bile duyarsız. Gerçekten futbol tutkusu olsaydı, 3.Lige kadar tüm maçlar verilirdi. Bugün Avrupa’da 2. lig ve 3. lig maçlarını TV’den canlı izleyebiliyorsunuz. Almanya 3. veya 4. Lig maçlarını izlediğinizde, 10-15 bin kişinin maçta çılgınca takımını desteklediğini görüyorsunuz. Ama bizde (malesef) kimse maça gitmiyor. Derbileri kenarda bırakırsanız, maçlarda heyeacan yok malesef. Mesela Gaziantep BŞB – Denizlispor maçı olsun, Antep’de kaç kişi bu maça gider? En fazla 500 kişi? Eee bunun neresi tutku?

        (çok uzattım pardon)

  • Gerçekten yorumunuz çok güzel. Artık ülkemizde futbol ileriye gidecek yere her alanda gerilemeye başladı. Sevdiğimiz bir futbol vardı sağolsunlar ondan da yavaş yavaş soğutuyorlar ki. Millet stada gelmesin diye bütün takımlar elinde geleni yapıyor. Aynı takımı tutmasakta renkdaşız sanırım 🙂

Yorum Bırakın