Yaşam

Gülümsemenin Beyindeki Etkileri

Gülümsemeyle birlikte vücutta stresten kaynaklanan kortizol hormonu seviyesi ve kan basıncında düşme görülür. Güldüğümüzde salgılanan endorfin hormonu da beyinde dopamin salımını arttırarak ödül-zevk merkezini besler. Aynı zamanda beynimiz de “gama dalgasına” geçerek hafıza ve hatırlama yetilerini arttırır.

Stresi dengelemek için “gülmek” hayati derecede önem arz eder. Her işte başarılı olmanın ilk adımı kendini iyi hissetmektir. Gülerken ruh halimiz gibi bedenimiz de yükseldiği için yukarı çekilen yüz kasları bizi daha genç, daha canlı ve daha istekli gösterir. En zor anlarımızda dahi gülümseyerek bu süreci mekanik olarak tersine işletebilir, kendimize olan güvenimizi arttırabilir ve içimizdeki yaratıcı gücü serbest bırakabiliriz.

Yaratıcı insanlara baktığımızda çoğunun risk almaya ve değişime hevesli, denemekten yılmayan, alternatifler arayan, farklılıktan korkmayan yani, öz güveni yüksek kişiler olduklarını görüyoruz. Kendisiyle barışık kişiler olaylara karşı daha esnek ve özgür bir bakış açısı getiriyorlar. Onlar için hata yapmak, korkup kaçılacak ve pişmanlık duyulacak bir şey değil. Bu kişiler yanlış yapmaktan çekinmiyor, çoğu kez de hatalarına gülerek kendileriyle dalga geçmeyi bile başarabiliyorlar. Yani hayatı zaman zaman hafife almayı, küçük şeyleri büyütmeyi, en içinden çıkılmaz durumlar karşısında bile gülmeyi başaranlar daha yaratıcı oluyorlar. Sözün özü, üretmek istiyorsak, önce hesapsızca gülmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü sadece iyi hissettiğimizde iyi işler çıkartabiliyoruz.

Samimi bir gülümseme çevreyle olan uyumumuza, karşımızdakine duyduğumuz güvene ve inanca işaret eder. Gerçek gülümseme bizi daha çekici kılar ve sosyal çevrede hemen kabul görmemizi sağlar. Bir anlamda çevremizde “manyetik bir çekim merkezi” oluştururuz.

Gülümsemek mutluluğun işaretidir. Gülümseme “Her şey yolunda.” demektir. Gülümseme “Seni gördüğüme sevindim.” demektir. Gülümseme “Beni mutlu ediyorsun.” demektir. Bilişsel tutarlık prensibine göre “ben şu anda burada mutluyum” dediğimizde beynimiz neden öyle hissettiğimizi kanıtlamak için yollar arar ve bunun için mutluluğu yaratan tüm ip uçlarını toplamaya başlar. Karşısındakinde hep iyiyi ve güzeli arar. Bu da ilişkilerin derinliğini ve değerini arttırır.

Gülmek bulaşıcıdır. Gülen birine bakarken kaşlarımızı uzun süre çatamayız. Beynimizdeki ayna nöronlar gülen bir yüz gördüğünde bunu olduğu gibi kopyalar ve kendi yaşadığı bir duyguymuş gibi yansıtır. Mutluluk paylaştıkça çoğalır deyimi de buradan gelmektedir.

Gülümsemek aynı zamanda verebileceğimiz en değerli hediyedir de. Ağzımızı gülümsemek için ne kadar kolay açarsak hayat da ciğerlerimize o kadar hızlı dolar.

Ömür boyu gülümsemeniz dileğiyle… 🙂

Yazar hakkında

Erol Apaydın

6 Aralık 1990 İstanbul doğumluyum. Aslen Sivaslıyım. Evliyim. Özel bir lojistik firmasında çalışmaktayım. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım okuyorum, koyu bir BEŞİKTAŞ taraftarıyım.

Yorum yap

Bu site spamı azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.