Genel

Işınlanmak Gerçekten Mümkün Mü?

Hepimiz, içinde yaşadığımız bu çağda “imkansız” diye bir şey olmadığını idrak ettik herhalde. Neredeyse her güne yeni bir buluşla, yeni bir icatla uyanıyoruz. Yeni dünya teknolojilerinin, insanın ufkunu genişlettiği de bir gerçek. Artık aklımıza gelen en fantastik düşüncelerin bugün değilse bile bir gün mutlaka hayata geçirileceğine inanıyoruz. Işınlanmanın bile…

“Işınlanmak” Derken?

Aslında ışık hızına işaret eden ışınlanma (teleportasyon) çoğunlukla, saniyeler içinde bir yerden başka bir yere gitmek anlamında kullanılıyor. Ama bu, eğer ışınlanacak olan bir canlıysa, pratik olarak şimdilik pek mümkün değil. Bu seyahat ışık hızında hareket eden bir aracın içinde gerçekleşecekse, 1 saniye içinde 300.000 km uzağa gitmek mümkün. Bugün en hızlı hareket eden uzay roketinin ancak 1 saatte alabileceği bu mesafeyi sadece 1 saniyede katetmek gerçekten de ışınlanmak anlamına gelebilir.Fakat sorun şu ki, bu kadar hızlı hareket eden bir aracın içinde sağ kalmak bugünkü teknoloji ile şimdilik imkansız.

Peki Uzay Yolu’ndaki gibi ışınlanamaz mıyız? Burada kaybolup orada beliremez miyiz? Bu teorik olarak mümkün olsa da pratikte aynı şeyi söylemek şimdilik pek mümkün değil. Şöyle ki; burada bedenen kaybolmanız için, vücudunuzu oluşturan tüm moleküllerin parçalanması, orada ortaya çıkmanız için de, parçalanmadan önce kopyalanan tüm moleküllerin tekrar bir araya getirilmesi gerekir. Moleküllerin parçalanmasında sorun olmaz ama tekrar bir araya getirilmeleri ve ortaya çıkan şeyin “insan” olarak nitelendirilmesinde ciddi sorunlar olabilir.

Işınlanmanın bir diğer yolu da bir projeksiyon aletiyle görüntünüzü başka bir yere yansıtmak olabilir ki bu halihazırda zaten kullanılan bir teknoloji. Bu durumda da bir yerden bir yere gitmekten değil, aynı anda 2 yerde birden olmaktan söz edebiliriz. Bu durumda sadece bedeninizin olduğu yeri deneyimleyebilirsiniz, görüntünüzün yansıdığı yeri değil. Şimdilik aynı anda aynı bedende 2 yeri birden deneyimleyebilmek teorik olarak ışınlanmaktan bile daha uzak gelecekte olabilecek bir şey belki de.

Işınlanmak bir hayal mi yani?

Bugünkü teknoloji seviyesine, birilerinin kurduğu hayaller sayesinde eriştik. Neredeyse 100 yıldır insanoğlunun hayallerini süsleyen ışınlanma maddesel olarak en azından şimdilik mümkün görünmese de bilginin ışınlanmasıyla ilgili çalışmalar umut vadediyor. Burada bilgiden kasıt Whatsapp mesajları ya da bilgisayarlar arası doküman transferi değil elbette. Işınlanacak olan nesnenin tasarımıyla ilgili tüm bilgiler kastediliyor. Söz konusu çalışmalar, nesneleri bulundukları yerden başka bir yere gerçekten yollamak yerine, nesneye ait bilgileri yollayıp orada yeniden oluşturma prensibine dayanır. Tabii aslında çalışmaların asıl başarısı, yollanan bilgilerle yeniden oluşturulan nesnenin, özdeşi olan nesne ile aynı hareket yöneliminde bulunması, yani kullanılabilir olmasına bağlıdır. Işınlanma ile ilgili tüm çalışmalar ve deneyler, teorik olarak mümkün olan enerji ve bilgi transferinin, sahip olduğumuz şartlarda pratik olarak henüz mümkün olmadığını gösteriyor. Yani uzak mesafeler arası ulaşım için epey uzun bir süre daha uçak kullanmak zorundayız.

Ama gelecekte neler olacağını, bizi neyin beklediğini kim bilebilir ki? Belki bizler göremeyeceğiz ancak uzak gelecekte yeni nesilleri günümüzden çok farklı bir dünyanın beklediği kesin.

Yazar hakkında

Erol Apaydın

6 Aralık 1990 İstanbul doğumluyum. Aslen Sivaslıyım. Evliyim. Özel bir lojistik firmasında çalışmaktayım. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım okuyorum, koyu bir BEŞİKTAŞ taraftarıyım.

1 yorum

Yorum yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.