Yaşam

Kahvecilikte 3. Boyut

Kahve, modern insanın belki de en leziz bağımlılığı… Çoğumuz konsantrasyon sağlamak ya da uykuya doyamadığımız sabahlarda ayılabilmek için tüketiyoruz kahveyi. Elbette damağımızda bıraktığı o nefis tat, boğazımızdan geçerken her yudumda ardında kalan o tuhaf duygu, midemize indiği anda yaşattığı sıcaklık hissi ve kısa süre içinde tüm duyularımızı titretircesine uyandırması kahvenin  sayılabilecek en güzel etkileri olabilir. Dost sohbetlerinin vazgeçilmezi kahve yemek sonlarında da iyi bir hazmettirici. Ona yorgunluk avcısı da diyebiliriz.

İşte bu tutku, 1900’lü yılların başında ve daha çok da 1. Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda hazır kahve satan dükkanların açılmasıyla daha da yaygınlaştı. Bu dükkanların varoluşu ise çözünebilir kahvenin icat edilmesiyle aynı döneme denk geliyor. “Hazır kahve” satan bu dükkanlar giderek toplumlar tarafından daha çok benimseniyor. Bu gruba bugün “1. nesil kahveciler” ya da “1. dalga kahveciler” diyoruz.

2. nesil kahveciler grubuna ise müşterilerin eline bir kağıt bardak tutuşturarak farklı aromalardaki çekirdeklerden elde edilen kahveleri satan zincir dükkanları dahil edebiliriz. Bu gruptakiler 1. nesilden yaklaşık 78-80 yıl sonra ortaya çıkıyor. Onlar kahve çekirdeklerinin ne kadar değerli olduğunun farkındalar. Kahveyi ayrıcalıklı kılmak için kısa sürede hazırlanabilme özelliğine çekirdeklerin lezzetini de katıyorlar.

3. nesil ise kahve konusunda tam bir uzman… Onlar kahveciliğe “artisanal” bir yaklaşım sergiliyorlar. “Coffee Roaster” trendinin bu dönüşümde etkisi büyük. 2000’li yılların başında ortaya çıkan bu akım hazır kahvenin pabucunu kısmen de olsa dama atabildi. Vazgeçilmez tutkumuz 3. nesil kahvecilik sayesinde daha lezzetli bir içim keyfine dönüştü. 3. nesil kahvecilik için kahve satmanın butik bir işletmeye dönüşmüş hali de diyebiliriz.

Kahve çekirdeği bir bebek misali…

2. nesil de kahve çekirdeğinin değerini biliyor ancak 3. nesli farklılaştıran ona bir bebek gibi muamele edip farklı aromalar ya da özellikler katarak başkalaştırmaları ve kahve ,içme eylemine yeni bir boyut kazandırmaları. Bugün kahveciliği üzerine titreyerek icra eden 3. nesil için kahve içmenin özel bir zamanı yoktur. Onlar için kahve içmek eylem bir ritüeldir. Bu ritüel için uzun kuyruklar oluşturmaya ya da illa geniş alanlara ihtiyaç yoktur. 3. nesil için asıl olan kahvenin kendisidir.

3. nesil kahveci olmak için öncelikle iyi seçilmiş farklı özellikte çekirdek kahvelere sahip olmak gerekiyor. İkinci olarak kendi çekirdek kahvelerini bizzat kavurmak şart. “Artisanal” yaklaşmadan kastımızın bir kısmı çekirdek kavurmayla doğrudan alakalı. Çekirdekleri kendi toplamasa da yoğun, hafif, sert, yumuşak ya da egzotik bir içim deneyimi sunan farklı tanecikleri bizzat elden geçirmek, onları sınıflandırmak bu işin ne kadar iyi bilindiğinin en büyük göstergesi. Üçüncü olarak da farklı sunumlar ortaya koymamız ve hatta bir adım öteye giderek kendi dememle yöntemimizi uygulamamız bile gerekebilir.

Kahve kahve olalı belki de en güzel haliyle bu dönemin kahvecilerinin elinde gerçek bir sanata dönüştü. Bize de bu nefis lezzeti doyasıya yudumlamak ve keyfini çıkarmak kalıyor.

Yazar hakkında

Erol Apaydın

6 Aralık 1990 İstanbul doğumluyum. Aslen Sivaslıyım. Evliyim. Özel bir lojistik firmasında çalışmaktayım. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım okuyorum, koyu bir BEŞİKTAŞ taraftarıyım.

2 Yorum

Yorum yap

Bu site spamı azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.