Genel Yaşam

Neden Eğri Duruyoruz?

”Kamburun çıktı, dik dur!” her birimiz günde kaç kez bu söze maruz kalıyoruz kim bilir. Ancak yine de bu alışkanlığımızdan vazgeçemiyoruz. Halbuki yanlış duruş, vücudumuzdaki pek çok ağrının da baş sebebi olabilir.

İnsanoğlu doğada dik duran tek canlı. Ancak kimi zaman doğamıza aykırı davranarak duruş bozuklukları sergileyebiliyoruz. Duruş bozuklukları ise sadece beden değil aynı zamanda ruh sağlığımız üzerinde de son derce etkili. Health Psychology’de yayınlanan bir makaleye göre yanlış duruş kişinin üzgün, sinirli, öfkeli, korku dolu ya da uykulu ruh haline bürünmesine bile neden oluyor. Peki ama neden eğri dururuz? Ayakların pozisyonu, yürüme bozukluğu, denge bozukluğu, ayak tabanındaki basış problemleri ve daha sayamayacağımız pek çok nedenden dolayı eğri durmamız mümkün.

Duruş bozukluğunun nedenleri

Ayağımızın yere doğru bir şekilde temas etmemesi postürümüzü etkileyen nedenler zincirinin ilk halkasıdır. Zira ayaktaki problem bacak kemiklerinin pozisyonu değiştirir, bacak kemikleri kalça kemiğinin pozisyonunu etkiler, kalça seviyelerindeki eşitlik bozulur. Kalça seviyesinin etkilenmesi omurgayı direkt etkiler ve omurgada bir takım değişikliklere hatta eğriliklere neden olur. Ayağımızın yere doğru temas etmemesinin yanında sürekli topuklu ayakkabı kullanımı, tek taraflı takılan çantalar, hamilelik, kazalar, yaralanma, yanlış spor seçimi ve kötü çalışma koşulları da postürü etkiler. Zira postürü etkileyen faktörler hepimizin hayatının içinde yer alan, günlük rutinlerimizin kaynağı olan uğraşlarımızdır aslında.

Peki ya yanlış cep telefonu kullanımı? Cep telefonunun duruş bozukluğu ile ne ilgisi var demeyin. 2015’te Journal of Physical Therapy Science’da yayınlanan başka bir çalışmada akıllı telefon kullanan ve boyunda ağrısı olan 27 erkeğin, telefon kullanımı sırasında boyun açılarında farklılıklar tespit edildi. Ağrılı grup akıllı telefon kullanırken boynunu daha fazla öne eğmiş ve ağrıdan dolayı kasların motor kontrolünün etkilendiği ortaya çıkmıştır.

Gelişen teknolojiye olan bağımlılık; bilgisayar başında uzun süre oturma, yolculukların araçla olması, telefonla konuşma veya sürekli telefon ekranına bakma gibi teknolojik faktörlerin de postürümüzü olumsuz yönde etkilediği yapılan araştırmalarla ispatlanmıştır.

Sağlıklı bir yaşam için…

Halbuki duruşumuzu değiştirerek hem ruh hem de beden sağlığımızı geri kazanmamız mümkün. Yanında yaşam kalitemizi artırmak da cabası. Nasıl mı? Elbette ki doğru duruş şeklini öğrenerek. Peki doğru duruş şekli nasıldır?

Eğer ayakta isek başımız dik, gözlerimiz karşıya bakmalı. Çenemiz yere paralel, kulaklarımız ise omuzlarımızla aynı düzlemde olmalı. Göğsümüz dışarda, sırtımız gergin olmalı, omuzlarımız ise kalkık olmamalı.

İnsan anatomisi oturmaya elverişli değildir. Ama modern çağın insanları olarak hepimiz hemen her gün yaklaşık 9 saatimizi iş yerinde bilgisayar başında oturarak geçiriyoruz. Bu nedenle doğru oturmayı bilmek de son derece önemli. Oturma pozisyonu aldığımızda boynumuz dik olmalı ve bükmemeye özen göstermeliyiz. Ayaklarımız yere değmeli bacaklarımız ise dik açıda olmalı. Omuzlarımızı gevşek tutmalı bilgisayarlarımızı ya göz seviyesinde ya da göz seviyesinden aşağıda konumlamalıyız. Bileklerimizi masa, dirseklerimizi ise sandalye kolçakları ile desteklemeliyiz. Ayrıca en az yarım saatte bir kalkıp bir kaç dakika yürümeliyiz.

Otururken ya da ayakta dururken doğru duruş olur da yatarken olmaz mı. Yaklaşık 8 saatimizi uykuda geçirdiğimizi varsayarsak bu sürede hareketsiz kalan kas ve eklemlerin doğru bir duruş pozisyonunda olması da son derece önemli. Peki doğru yatış pozisyonu nedir? Öncelikle yattığımız yer ne çok yumuşak ne de çok sert olmalı. Boynumuzun altına ve bacak arasına yastık koyarak uyumak omurgamıza binen yükü azaltmaya yardımcı olacaktır. Dizlerimizi ise karnımıza çekerek cenin pozisyonunda uyumalıyız. Vücudun sağına yatmak da gece boyunca dolaşımın rahat sağlamasına ve kalbimizin daha rahat çalışmasına yardımcı olur.

Aynanın karşısına geçip vücudunuzu inceleyin

Postürümüzde bir problem olup olmadığını kendimiz de kolayca anlayabiliriz. Ayna karşısında vücudumuzu incelediğimizde kalça, omuz ve diz seviyelerindeki farklılıklar ya da yeni aldığımız kıyafetlerin bir tarafının diğer tarafından farklı görünmesi, ayakkabılarımızın tabanına baktığımızda bir tabanın hep daha fazla yıpranması gibi belirtiler varsa bu postür problemi yaşadığımızı gösterir.

Yazar hakkında

Erol Apaydın

6 Aralık 1990 İstanbul doğumluyum. Aslen Sivaslıyım. Evliyim. Özel bir lojistik firmasında çalışmaktayım. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım okuyorum, koyu bir BEŞİKTAŞ taraftarıyım.

Yorum yap

Bu site spamı azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.