İnovasyon

Yenilenebilir Enerjiye Kısa Bir Bakış

Şüphesiz ki 21. yüzyıl için enerji ihtiyacı su gibi bir zorunlu ihtiyaç. Ancak günümüz de yaygın olarak kullanılan mevcut enerji üretim yöntemleri sürdürebilirken henüz uzak. 50 yıl içerisinde tükenmesi beklenen kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtların yarattıkları çevre kirliliğinin yanında sürdürülebilir olmaması nedeniyle alternatif enerji kaynakları arayışını getirmiştir. Ve nihayet bu arayış bizi sürdürülebilir ve temiz enerji kaynaklarına, yani yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlendirmişti.

Peki yenilenebilir enerji nedir bizim için enerji neden bu kadar önemli? Yenilenebilir enerji, doğadaki kaynakları kullanarak, sürekli doğa tarafından beslenen enerji türüne denir. Yani yenilenebilir enerji diğer sınırlı kaynaklar olan fosil yakıtların tersine doğa tarafından takviye edilerek enerji üretimi devam eder. Yenilenebilir enerji çeşitlerinin saymak gerekirse bunlar; güneş, rüzgar, hidrolik, dalga, jeotermal, biyokütle ve hidrojen enerjisidir.

Güneş enerjisi

Güneş enerjisi, güneşin çekirdeğinde meydana gelen füzyon ile ortaya çıkar. Bu enerji ışık ve ısı olarak dünyaya ulaşır. Güneş kolektörleri ve fotovoltaik piller sayesinde toplanarak ısı ve elektrik üretilir. Maliyetler eskiye göre ucuzlasa da henüz yüksek sayılabilecek kurulum maliyetleri ve gece enerji üretiminin kesintiye uğraması sonucu yetirince verimli  bulunmuyor. Ancak geçmişe göre maliyetlerinin düşmesi ve yeni teknolojilerle beraber verimliliklerinin artması nedeniyle gelecekte enerji üretiminde büyük oranda kullanılacağı bekleniyor.

Rüzgar Enerjisi

Rüzgar enerjisinin de asıl kaynağı güneştir. Güneş ışınlarının ısıttığı yer kabuğu ve okyanuslarda oluşan hava basıncındaki fark nedeniyle rüzgarlar oluşur. İşte yer yer yüzünde  hareket halinde olan bu hava kütleleri sebebiyle oluşan rüzgarların bolca bulunduğu yerlere rüzgar türbinleri kurularak elektrik enerjisi elde edilir. Esasında rüzgar enerjisi yel değirmenleri, yelkenli gemiler gibi çeşitli şekillerde çok eski zamanlardan beri kullanılır. Bugün ise elektrik elde etmek için dünyanın her yerinde kurulu rüzgar türbinleri vardır.

Hidrolik Enerji

Hidrolik enerji, akan ya da yüksekten düşen su ile elde edilen enerjidir. Antik çağlardan beri su değirmenler,gibi çeşitli işlerde kullanılan hidrolik enerji günümüzde de yenilebilir enerjini %70’ini ve tüm elektrik üretimin %16’sını sağlar. Ancak temiz bir enerji kaynağı olan hidro enerji uygun olmayan yerlere kurulan hidroelektrik santralleri nedeniyle çevre sorunlarına neden olabilir.

Dalga Enerjisi

Dalga enerjisi, denizlerde oluşan dalga hareketlerini enerjiye dönüştüren yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Ancak özellikle fırtınalı zamanlarda hasar alıp arızalandıkları için birkaç santral dışında henüz yaygın kullanımları yoktur.

Jeotermal Enerji

Jeotermal enerji, yeryüzünün derinliklerindeki çekirdeğe yaklaştıkça artan ısıdan faydalanarak elde edilen enerji türüdür. Bu enerji sıcak yer altı sularının çıkarılması şeklinde olduğu gibi derin bir sondaja yer altına su pompalayıp suyun ısıtılması şeklinde olabilir. Bu enerji ısıtma ve elektrik üretimi gibi pek çok alanda kullanılabilir. Bu bakımdan oldukça şanslı olan ülkemizde de jeotermal enerji kullanılmaktadır.

Biyokütle Enerjisi

Biyokütle enerjisi, hayvan ve bitki gibi her türlü organik maddeden üretilen enerji

çeşididir. Hayvan atıklarından biyogaz, bitki atıklarından ise biyodizel üretilir. Temiz bir enerji sayılan biyokütle enerjisinin yenilenebilir enerjide ki payı %8 iken, tüm elektrik üretimin ise %2′ sini oluşturur.

Hidrojen Enerjisi

Hidrojen enerjisi, hidrojen yakılarak ya da yakıt pilleri denen elektro kimyasal yöntemler aracığıyla doğrudan elektrik enerjisine dönüştürülür. Atık olarak yöntemeler aracılığıyla doğrudan elektrik enerjisine dönüştürülür. Atık olarak yalnızca suya dönüşen hidrojenin ne yazık ki üretimi ve depolanması zor ve maliyetli bir iştir. Ancak bilim insanlarınca gelecekte bu soruların aşılıp hidrojenin yaygın olarak enerji amaçlı kullanılacağını belirtmektedir.

Henüz enerji ihtiyacımızın büyük çoğunluğu elde ettiğimiz köür, petrol ve doğalgaz gibi kaynakların yerini yeni, temiz ve yenilenebilir kaynaklara bırakılması biraz daha zaman alacak gibi görünüyor. Bu geçiş süreci içerisinde mevcut enerjinin verimli kullanılması için üzerimize düşeni yapmaya devam etmeliyiz.

Tüm dünyada toplam karbondioksit salımının %80′ inin enerji üretimi ve tüketiminin bir sonucu olduğu göz önüne alındığında enerji, üretim alışkanlıklarımızda yapacağımız doğa dostu seçimler ve tüketim alışkanlıklarımızda yapacağımız enerji verimliliği uygulamaları ile iklim değişikliğinin engellenmesine, karbondioksit salımının azaltılmasına ve gelecek nesillere bırakacağımız dünyadaki yaşam kalitesinin  artmasına büyük katkı sağlamış oluruz.

Yazar hakkında

Erol Apaydın

6 Aralık 1990 İstanbul doğumluyum. Aslen Sivaslıyım. Evliyim. Özel bir lojistik firmasında çalışmaktayım. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım okuyorum, koyu bir BEŞİKTAŞ taraftarıyım.

Yorum yap

Bu site spamı azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.